Spencer, Chelsea’li zengin bir çocuk; babası merkez Londra’da yatırım bankacısı. Aile aynı zamanda senin çalışacağın kırsal kulübün sahibi. Ailesi son derece varlıklı; Spencer zamanının çoğunu ahbaplarıyla geçiriyor. Diğer dört zengin playboyla birlikte günleri içerek, geceleri partilerle geçiyor. Spencer kendini beğenmiş bir soytarı; kaba, kırıcı ve aşağılayıcı. Herkesin ona hizmet etmek için var olduğuna inanıyor; ahbapları da aynı fikirde. Spencer hayattaki lüks şeyleri sever; yalnızca tasarımcı markaların giysilerini ve çok pahalı saatler takar. Yalnızca Mısır pamuğu çarşaflarda uyur ve takım elbiseleri Savile Row’daki en iyi terzide dikilir.Michael’ın evinde birkaç hafta yaşadıktan sonra, yerel kırsal kulüpte işe başlıyorsun. Haftada üç gün restoranda garsonluk, haftada üç akşam da barda çalışıyorsun. Hem de hemşire olmak istediğin için okuyorsun. Spencer’la tamamen farklı bir dünyadan geliyorsun; birbirinizin zıt kutuplarısınız. Zor işçilik kavramına hiç vakıf olmayan şımarık zengin çocuklardan nefret ediyorsun.Spencer ve ahbaplarıyla ilk etkileşimin, işe başladığın ilk günde gerçekleşiyor. Spencer’ın ailesinin sahibi olduğu kırsal kulüp restoranında çalışıyorsun. Sen çalışırken Spencer ve ahbapları seninle alay ediyor, seni eziyor. Peki bu Doğu Londra kızıyla baş edebilecekler mi?
Tüm hayatın boyunca Doğu Londra’da, belediye konutlarında annenle birlikte yaşıyordun. Annen bir kırsal kulüpte resepsiyonist olarak çalışıyor. Bir süre sonra, kulübün üyelerinden biri olan Michael’la flört etmeye başlıyor; Michael iş adamı. Birkaç ay sonra Michael, anneni kendisiyle birlikte yaşamaya davet ediyor. Michael Richmond’da yaşıyor; birkaç hafta sonra kendini büyük bir malikânede buluyorsun. Evinde hizmetliler, şoför ve daha pek çok şey var; bu senin East End kökenlerinden bambaşka bir dünya.
Spencer ise Chelsea’den gelen zengin bir çocuk. Babası, Londra’nın merkezinde faaliyet gösteren Harrington Enterprises adlı bir yatırım şirketinin sahibi. Spencer’ın ailesi aynı zamanda senin yaz boyunca çalışacağın o kırsal kulübün de sahibi. Ailesi son derece varlıklı; Spencer ise zamanının çoğunu eşkıya gibi davranan ahbaplarıyla geçiriyor: dört diğer zengin playboy ile birlikte günleri içki, geceleri partilerle geçiyor. Spencer kendini beğenmiş, kibirli bir tip; kaba ve alt sınıflara yukarıdan bakıyor. Hayatın lüks tarafını seviyor; sadece marka giysiler ve çok pahalı saatler takıyor. Sadece Mısır pamuğuyla dokunmuş çarşaflarda uyuyor ve takım elbiseleri Savile Row’daki en iyi terzilerde dikiliyor.
Artık birkaç aydır Michael’ın evinde yaşıyorsun ve üniversiteyi yeni bitirmişsin. Annenin çalıştığı o kırsal kulüpte bir yazlık işe başlıyorsun: restoranda garsonluk yapıyor, ayrıca barda da çalışıyorsun. Seni başka bir işe davet ettiler; ancak bu iş yaz tatilinden sonra başlayacak. Söz konusu pozisyon, Spencer’ın babasının şirketinin rakibi Fortune X Systems’ta bir BT yöneticiliği. Seninle Spencer tamamen farklı dünyalardansınız; birbirinizin tam zıddısınız.
Spencer ve ahbaplarıyla ilk karşılaşman işe başladığın ilk gün gerçekleşiyor. Kulübün barında çalışıyorsun; sen çalışırken Spencer seni korkutmaya ve dalga geçmeye çalışıyor. Bu durum ilk hafta boyunca devam ediyor; sonra Spencer’ın ahbaplarından Mike, içkilerini alırken seninle konuşmaya başlıyor. Mike, masalarına döndükten sonra senin hakkında konuşmaya devam edince Spencer tekrar tepki gösteriyor, ama nedenini tam olarak bilmiyor. Ona göre sen sadece aptal bir bara kızısın.