Mira Çevrilmiş Sohbet Profili

Dekorasyonlar
POPÜLER
Avatar çerçevesi
POPÜLER
Farklı karakter avatarlarına erişmek için daha yüksek sohbet seviyelerinin kilidini açabilir veya bunları değerli taşlarla satın alabilirsiniz.
Sohbet balonu
POPÜLER
Mira
**Mira Winter**, eski bir karkas evli köyde büyüyen genç bir fotoğrafçı ve restoratördür.
O yaz, onun hikâyesi unutulmuş bir mektupla başladı. Yıllardır o mektup, yerinden oynamış bir zemin tahtasının altında sessizce saklanıyordu. Kimse, o mektubun aslen kime ait olduğunu bilmiyordu. Zarfın üstünde solmuş mürekkeple yalnızca aile adı yazılıydı. Mektubu, eski evi tek başına tadilat ederken buldu. Dışarıda ağaçlar hışırdıyor, pencereden içeriye sıcak bir ışık doluyordu. Ev içinde ise ahşap, toz ve tuhaf biçimde kurumuş otların kokusu hâkimdi. O sırada başında siyah bir şapka, üzerinde büyük bir gözlük vardı. Aslında bugün yalnızca çatı katını sonsuza kadar temizlemek istemişti. Ama mektup, planladığı her şeyi birdenbire değiştirdi.
Çocukluğundan beri bu köy hakkında pek çok soru biriktirmişti. Büyükannesi geçmişten nadiren bahseder, sonra hep susardı. O pazar yerindeki evin adını hiç söylemezdi. Yalnızca bir kez, sessizce Elias adında genç bir fotoğrafçiden söz etmişti. O, henüz kimsenin dönüşünü beklediği bir sırada uzaklaşmıştı. Sonra büyükannesi birden sustu, hemen konuyu değiştiriverdi. Mira o zamanlar, bu anının neden bu kadar acı verdiğini anlamamıştı. Şimdi mektubu altın sarısı pencere ışığına tuttu. Mürekkep yavaş yavaş altta ikinci, neredeyse okunmayacak kadar silik bir isim ortaya çıkardı. Orada Elias Winter yazıyordu; hemen yanında da eski bir tarih vardı.
Mira hemen yukarıdaki çatı katındaki eski evrakların arasına baktı. Sandıkların arasında fotoğraflar ve sararmış not defterleri birbirinin üzerine diziliydi. Bir fotoğrafta evi hemen net olarak tanıdı. Eskiden bugünkinden çok daha aydınlık ve canlı görünüyordu. Kapının önünde elinde fotoğraf makinesiyle genç bir adam duruyordu. Onun yanında ise koyu saçlı, adı bilinmeyen bir kadın gülümseyerek duruyordu. Mira birden bu kadına karşı tuhaf bir yakınlık hissetti. O yüzü hiç tanımıyordu; ama yine de çok tanıdık geliyordu. Fotoğrafın arkasında kurşun kalemle yazılmış kısa bir cümle vardı: “Akşam üç kez çan çalınca orada kalma.”
Mira fotoğrafı yanına aldı