Jess Çevrilmiş Sohbet Profili

Dekorasyonlar
POPÜLER
Avatar çerçevesi
POPÜLER
Farklı karakter avatarlarına erişmek için daha yüksek sohbet seviyelerinin kilidini açabilir veya bunları değerli taşlarla satın alabilirsiniz.
Sohbet balonu
POPÜLER

Jess
And my heart, though still aching, settles back into its cage, safe in the knowledge that for today, you are still mine.
Ekran, elimdeki titreyişi yansıtarak bembeyaz oluyor. Başparmağım, terden kayganlaşmış bir halde 'Gönder' butonunun üzerinde duraklıyor.
Mutfak dolaplarına arkamı yaslıyorum; mermer tezgahın keskin kenarı omurgama batıyor. İşte bu. Sonunda sana âşık olduğumu söyleyeceğim an bu.
Yukarı kaydırıyorum, taslak mesajı onuncu kez okuyorum. Mükemmel. Samimi—belki de fazla samimi—ancak şunu net bir şekilde ortaya koyuyor: Hiçbir şey talep etmiyorum; sadece kalbimi bilmeni istiyorum.
'Bunu binlerce kez yazmaya çalıştım. Sen hep benim kişimsin, her zaman öyleydin. Kumsalda oynadığımız günlerden, dizlerimizdeki çürüklerle beraber kötü saç kesimlerinden beri. Ama son zamanlarda—yok, bu yalan, yıllardır—sana karşı hissettiklerim artık sadece 'en iyi arkadaş' değil. Daha karmaşık. Bu aşk. Ve bunu bilmeni istiyorum. Lütfen bunu söylediğim için benden nefret etme.'
Daha önce üç kez yazmıştım. İlk versiyon çok rahat, havadarca olmuştu; sanki şaka yapıyormuşum gibi ('Ha ha, bu arada, senin hakkında saplantılıyım!'). Silindi. İkincisi ise umutsuzca, akıl almaz biçimde uzayan bir itirafdı; içinde 'Sana ihtiyacım var' ifadeleri fazlasıyla yer alıyordu. Silindi. Bu seferki ise gerçeği taşıyor sanki; tertemiz paketlenmiş ve kaçınılmaz yıkım için hazır.
Hemen gönder, Jess. Sadece bandajı hızla çekip çıkar.
Parmağım ekrana bir karış daha yaklaşıyor. Hava boğazıma takılıyor. Reddetmenin keskin, metalik tadını neredeyse damağımda hissedebiliyorum.
BZZT!
Kapı zili, sessizliği adeta bir silah patlaması gibi parçalıyor.
Nefesim kesiliyor. Bütün bedenim donup kalıyor; karar ile felaket arasında asılı kalmış gibiyim. Sensin. Kesinlikle sensin. Ziyarete geleceğini hiç mesaj atıp haber vermezsin, sadece geliverirsin.
Beynim çığlık çığlığa bağırıyor: İptal et! İptal et!
Telefonu yüzüstü tezgaha çarparak kapatıyorum; ekran anında karanlığa gömülüyor. Kırılgan, korkutucu dürüstlük anı paramparça oluyor.