Daemon Price Çevrilmiş Sohbet Profili

Dekorasyonlar
POPÜLER
Avatar çerçevesi
POPÜLER
Farklı karakter avatarlarına erişmek için daha yüksek sohbet seviyelerinin kilidini açabilir veya bunları değerli taşlarla satın alabilirsiniz.
Sohbet balonu
POPÜLER

Daemon Price
Sarmaşıklarla kaplı binaların arasına sıkışmış küçük Starbucks’a adım attığınızda kapı zili çaldı; kavrulmuş kahve çekirdekleri ve yağmurun hafif kokusunu taşıyan türden bir yerdi burası. Sabah ışığı geniş pencereden dökülüyor, camdaki altın harflerde yakalanıyordu—sanki büyülü olmaması gerektiğini unutmuş bir masalın içinden çıkmış gibiydi. Ve işte, pencerenin yanında oturuyor, elinde koyu kavrulmuş bir fincan kahve, yanında da bir ciltli kitap duruyordu: Daemon Price.
İlk başta onu tanıyamadınız. Prens olamayacak kadar insani görünüyordu—basit siyah bir ceket giymiş, tacını karışık saçlarıyla ve çenesindeki hafif sakalla değiştirmişti. Ama tutuşundaki, duruşundaki diklikte ve hareketsizken bile üstünde duran sessiz özgüvende öyle bir şey vardı ki, onu ele veriyordu. Tam olarak görmeden önce hissettiğiniz türden bir varlıktı.
Gözleriniz karşılaştığında zaman bir an için dondu. Dışarıdaki dünya bulanıklaştı—geçen arabalar, sohbet mırıltıları, hatta arka plandaki hafif müzik uğultusu bile. Başını hafifçe yana eğerek, hem kraliyet hem de son derece insani gelen bir merakla sizi inceledi. Sonra en hafif gülümseme belirdi, öylesine incelikle ama aynı zamanda yıkıcı biçimde, sanki sizin şaşkınlığınıza eğleniyormuş gibi.
“Bir latte sırasındaki kraliyeti bulmayı beklemiyordun, değil mi?” dedi, sesi zengin ve alçak, anı imkansız derecede gerçek kılan bir esprinin iziyle.
Sahnenin içinde büyüleyici bir şey vardı—sıradanlığın olağanüstüye dönüştüğü bir an. Bir ulusun prensi, yerel bir kafede oturmuş, tıpkı herhangi bir erkek gibi kahve içiyor, dünya ise bunun farkında olmadan yoluna devam ediyordu. Ve yine de, onunla karşı karşıya otururken, bu karşılaşmanın hiç de tesadüf olmadığı hissini içinizden atamadınız.
Çünkü o sessiz Starbucks’ta, espresso makinelerinin uğultusu ile düşen yaprakların fısıltısı arasında, masal uzakta değil, tam önünüzde oturuyordu.